Uzlaştırma teklifi geldiğinde süreç nasıl işler?

Yazar: Avukat Mazlum Kantarci

Bu yazıda

Telefonunuz çalıyor; arayan kişi bir ceza dosyasında uzlaştırmacı olarak görevlendirildiğini söylüyor. Şüpheli de olabilirsiniz, şikâyetçi de. Usulüne uygun bir uzlaşma teklifi yapıldıktan sonra yedi gün içinde kararınızı bildirmezseniz teklif reddedilmiş sayılır. Oysa bu sürede henüz dosyayı, karşı tarafın ne beklediğini veya uzlaşmanın sizin açınızdan neyi değiştireceğini bilmiyor olabilirsiniz. Böyle bir anda akla gelen ilk soru çoğu zaman şu: “Kabul edersem hakkımdan vazgeçmiş olur muyum?” Kısa cevap hayır. Teklifi kabul etmek görüşme yolunu açar; uzlaşma ise ancak taraflar somut şartlar üzerinde anlaşırsa gerçekleşir.[1][2]

Görüşme için “evet” demek, sonradan önerilecek bedeli, özrü ya da başka bir edimi kabul etmek zorunda olduğunuz anlamına gelmez. Şüpheli de sırf görüşmeye katıldığı için suçu kabul etmiş sayılmaz. Fakat nihai uzlaşma raporu imzalandığında durum değişir: Özellikle tazminat hakkı ve ceza dosyasının gidişi bakımından hukuki sonuçlar doğabilir. Bu yazı, teklifin geldiği andan dosyanın sonuçlanmasına kadar verilen kararların ne anlama geldiğini adım adım açıklıyor. Yine de suçun niteliği, tarafların sayısı, eldeki deliller ve teklifin içeriği her somut dosyada ayrıca değerlendirilmelidir.

Uzlaştırma neyi çözmek için var?

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenlenen uzlaştırma, belirli suçlarda şüpheli veya sanık ile mağdur ya da suçtan zarar görenin, görevlendirilen uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşma ihtimalini değerlendirmesini sağlar. Savcılık veya mahkeme dosyasından bağımsız, sıradan bir pazarlık değildir. Uzlaştırmacının görevlendirilmesinden teklifin yapılmasına, görüşmelerden rapora ve dosyada verilecek karara kadar izlenecek yol kanunda düzenlenmiştir. Anlaşma sağlandığında ceza dosyasının nasıl sonuçlanacağı ise işlemlerin hangi aşamada olduğuna ve kararlaştırılan edimin yerine getirilip getirilmediğine bağlıdır.[1]

Uzlaştırma, tarafları her koşulda aynı masaya oturtmayı amaçlamaz. Görüşmelerde zararın giderilmesi, bir özür ya da tarafların herhangi bir edim üstlenmeden anlaşması gündeme gelebilir; bunların hiçbiri kendiliğinden zorunlu hâle gelmez. İlgili taraflardan biri görüşmek istemezse o kişiler arasında uzlaşma kurulamaz. Görüşmeler başladıktan sonra da uzlaşma gerçekleşinceye kadar vazgeçilebilir. Birden fazla failin bulunduğu dosyalarda her birinin durumu ayrıca değerlendirilir. Kişinin hangi aşamada neye onay verdiğini bilmesi ve nihai şartları özgür iradesiyle kabul etmesi gerekir.[1][2]

Her ceza dosyası uzlaştırmaya gönderilir mi?

Hayır. Önce isnat edilen suçun uzlaştırma kapsamında olup olmadığına bakılır. Şikâyete bağlı suçlar kural olarak kapsamdadır; kanunda ayrıca sayılan bazı suçlarda ise şikâyet şartı aranmaksızın uzlaştırma uygulanabilir. Kasten yaralamanın belirli hâlleri, taksirle yaralama, basit tehdit, konut dokunulmazlığının ihlali, basit hırsızlık ve basit dolandırıcılık bu katalogdaki örneklerdendir. Suça sürüklenen çocuklar bakımından, mağdurun gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olması şartıyla, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis ya da adli para cezasını gerektiren suçlar için ek bir kapsam da vardır. Yalnızca suçun adına bakarak karar vermek yetmez: İsnat edilen fıkra, nitelikli hâl, mağdurun kimliği ve aynı olayda başka bir suçun bulunup bulunmadığı sonucu değiştirebilir.[1]

Kanun bazı suçları açıkça uzlaştırma dışında tutar. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip ve hakaret bunlar arasındadır. Hakaret hakkında internetteki eski bilgilere özellikle dikkat etmek gerekir. 25 Aralık 2025’te yürürlüğe giren değişiklikten sonra CMK m. 253/3’teki istisna, TCK m. 125’te düzenlenen hakaretin tamamını kapsar; yalnızca bir ileti yoluyla işlenen hakaretle sınırlı değildir. Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret dışındaki hakaret hâlleri yönünden önödeme kuralları da ayrıca incelenmelidir. Önödeme ile uzlaştırma birbirinden farklı usullerdir.[1][3][4]

Aynı mağdura karşı birlikte işlendiği ileri sürülen suçlarda ayrıca bir kapsam sorunu çıkabilir. Uzlaştırmaya tabi suç, kapsam dışında kalan başka bir suçla birlikte işlenmişse genel kural uzlaştırmanın uygulanmamasıdır. Bununla birlikte 2025 değişikliği, birlikte işlenen diğer suç önödeme kapsamındaysa uzlaştırmaya tabi suç yönünden uzlaştırmaya gidilebileceğini açıkça kabul etti. Bu nedenle eski tarihli bir rehberdeki açıklamadan tek başına sonuç çıkarmak yerine dosyayı güncel kanun ve geçiş hükümleri ışığında okumak gerekir. Nitekim 25 Aralık 2025 itibarıyla uzlaşması zaten sağlanmış derdest dosyalar için ayrı bir geçiş düzenlemesi de bulunur.[1][4]

Dosya neden uzlaştırma bürosuna gönderilir?

Soruşturma aşamasında savcılık, suçun uzlaştırmaya tabi olduğunu ve kamu davası açmaya yetecek şüphenin bulunduğunu değerlendirdiğinde dosyayı uzlaştırma bürosuna gönderir. Büro bir uzlaştırmacı görevlendirir; şüpheliye ve mağdur ya da suçtan zarar görene teklif yapılır. Bu aşamaya gelinmesi, şüphelinin suçlu olduğuna karar verildiği anlamına gelmez. Kamu davası açmaya yeterli şüphe ile mahkûmiyet için gereken değerlendirme farklıdır. Delillerin toplanması ve gerekli koruma tedbirleri, teklif yapılmış ya da kabul edilmiş olsa da devam edebilir.[1]

Teklif alan şüpheli “Demek ki suç sabit” diye düşünmemeli; mağdur da “Artık delile gerek kalmadı” sonucuna varmamalıdır. Uzlaştırma, olayın ne olduğunun ve fiilin hukuken nasıl nitelendirileceğinin araştırılmasının yerine geçmez. Tutar veya başka bir taahhüt konuşulmadan önce dosya numarası, isnat edilen suç ve teklifin hangi olayla ilgili olduğu açıklığa kavuşturulmalıdır. Birden fazla olay ya da suç isnadı varsa uzlaşmanın tam olarak hangi fiili kapsayacağı ayrıca netleşmelidir.

Teklif, görüşme ve anlaşma aynı karar değildir

Süreçte birbirine karıştırılan üç aşama vardır. Önce kişi uzlaştırmacının teklifine cevap verir; görüşme olanağını kabul eder ya da reddeder. Sonra taraflar şartları uzlaştırmacı aracılığıyla konuşabilir. Ancak ortak iradeye varırlarsa uzlaşma raporu ve varsa yazılı anlaşma hazırlanır. İlk iki aşamada “evet” denmiş olması, üçüncü aşamada mutlaka anlaşılacağı anlamına gelmez. Adalet Bakanlığı’nın açıklamasında da teklifin kabulü, mağdur açısından haklarından vazgeçme; şüpheli açısından suç ikrarı olarak değerlendirilmez.[1][2]

Bu aşamaları ayırmak, taraflara düşünmek ve önerileri tartmak için alan bırakır. Mağdur zararının ne olduğunu, nasıl giderilebileceğini anlatabilir; buna rağmen önüne gelen teklifi yeterli bulmayabilir. Şüpheli de olay hakkındaki savunmasını koruyarak olası uzlaşma şartlarını değerlendirebilir. Görüşmelerden ortak bir metin çıkmazsa kimseye “Katıldınız, artık kabul etmek zorundasınız” denemez. Buna karşılık uzlaşma raporu imzalandığında, özellikle edimin yerine getirilmesi ve daha sonra tazminat davası açılması bakımından doğacak sonuçlar dikkatle okunmalıdır.

Yedi günlük cevap süresi nasıl işler?

Kanuna göre usulüne uygun uzlaşma teklifi yapıldıktan sonra kişi yedi gün içinde kararını bildirmezse teklifi reddetmiş sayılır. Bu, anlaşma görüşmelerini bitirmek için tanınan süre değil, ilk teklife cevap verme süresidir. Uzlaştırmacı teklifi yaparken uzlaşmanın ne olduğunu ve kabul ile reddin hukuki sonuçlarını açıklamalıdır. Reşit olmayan şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören bakımından ise teklif kanuni temsilciye yapılır.[1]

İlk adım, arayan kişinin kimliğini, bağlı olduğu uzlaştırma bürosunu ve görüşmek istediği dosyanın hangi olaya ilişkin olduğunu doğrulamaktır. Uzlaştırmacının her telefon teması usulüne uygun teklif sayılmaz; yalnızca teklife çağırmak amacıyla yapılan telefon görüşmesi yedi günlük cevap süresini başlatmaz. Tanımadığınız bir kişi aradı diye para göndermeniz veya kimlik ve dosya belgelerini gelişigüzel iletmeniz gerekmez. Tereddüt varsa ilgili adli birimin resmî kanallarından doğrulama isteyebilirsiniz. Sonrasında teklifin hangi tarihte, hangi usulle yapıldığını ve cevabınızı nasıl ileteceğinizi öğrenmek yerinde olur.[1][6]

“Kabul ediyorum” derken bunun bir ödeme sözü veya önerilen bütün şartlara onay gibi anlaşılmamasına dikkat edin. Yalnızca görüşmek istediğinizi bildirebilirsiniz; tutar ve diğer koşullar daha sonra konuşulur. Teklifi reddedecekseniz cevabınızı açık ve kayda geçecek biçimde iletmek, sonradan ne dediğinize ilişkin karışıklığı azaltır. Teklifin içeriğini öğrenmeden, karşı tarafın doğrudan araması üzerine verdiğiniz gayriresmî bir cevapla yetinmeyin. Usulüne uygun teklifin ve cevabın dosyada nasıl belgelendiği de önem taşır.

Uzlaştırmacının çalışma süresi yedi gün mü?

Hayır. Yedi gün yalnızca teklife cevap verme süresidir. Uzlaştırmacı, savcının uygun gördüğü dosya belgelerinin örnekleri kendisine verildikten sonra işlemleri kural olarak otuz gün içinde sonuçlandırır. Uzlaştırma bürosu süreyi, her biri yirmi günü aşmayan uzatmalarla en fazla iki kez uzatabilir. Bu takvim, her görüşmede hemen karar vermeniz gerektiği anlamına gelmez. Öte yandan dosyanın süresiz olarak görüşme aşamasında bekleyeceğini varsaymak da doğru olmaz.[1]

İki süre karıştırılırsa kişi yedi gün içinde anlaşma metnini imzalamak zorunda olduğunu sanabilir. Tersi de mümkündür: Otuz günlük işlem süresini ilk teklife cevap süresi sayıp sessiz kalır ve kanun gereği teklifi reddetmiş olur. Uzlaştırmacıdan teklif tarihini ve görüşmeler için öngörülen takvimi ayrı ayrı öğrenmek, gerekli belgeleri toplamak ve sormak istediklerinizi hazırlamak için yardımcı olur. Dava veya şikâyetle ilgili başka süreler bulunuyorsa onların nasıl işlediği de ayrıca kontrol edilmelidir.

Teklifi reddedersem dosya kapanır mı?

Hayır. Ret, uzlaştırma girişiminin o aşamada sonuç vermediğini gösterir; suç isnadı hakkında beraat veya mahkûmiyet kararı değildir. Savcılık soruşturmayı genel hükümlere göre sürdürür ve yeterli şüphe ile diğer koşulları değerlendirerek karar verir. Dava açılmışsa yargılama kendi usulüne göre devam eder. Teklife süresinde cevap vermemek de kanun gereği ret sayılır. Bu nedenle sessiz kalmak, şartları konuşmak için ek süre kazanmanın güvenli bir yolu değildir.[1]

Teklifin reddedilmesi, tarafların daha sonra hiçbir koşulda anlaşamayacağı anlamına da gelmez. CMK m. 253/16, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görenin uzlaştıklarını gösteren bir belgeyle en geç iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar savcıya başvurabilmesine imkân tanır. Ancak kendi aralarında konuşmalarıyla dosya kendiliğinden bitmez. Belge resmî dosyaya sunulmalı; savcı, uzlaşmanın özgür iradeye dayanıp dayanmadığını ve edimin hukuka uygunluğunu değerlendirmelidir. Bu başvuru bakımından son tarih iddianamenin düzenlendiği gündür; kovuşturma ise iddianamenin kabulüyle başlar. Kamu davası açıldıktan sonra uzlaştırmanın nasıl uygulanacağı ayrıca CMK m. 254’te düzenlenir.[1]

Görüşmeler nasıl yürür; kimler katılabilir?

Uzlaştırma görüşmeleri gizli yürütülür. Kanun, şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören ile kanuni temsilci, müdafi ve vekilin müzakerelere katılımını düzenler. Uzlaştırmacı tarafsız biçimde süreci yürütür; taraflardan birinin avukatı veya dosyada karar verecek savcı değildir. Hukuki etkisini anlamadığınız bir ifadeyle karşılaşırsanız hemen onaylamak yerine açıklama isteyebilirsiniz. Özellikle çocukların bulunduğu, dil güçlüğü veya sağlık sorunu yaşanan ya da taraflar arasında baskı ihtimali olan dosyalarda görüşme koşullarına ayrıca özen gösterilmelidir.[1]

Gizliliğin yanında bir başka koruma da vardır: Müzakereler sırasında yapılan açıklamalar soruşturmada, kovuşturmada veya başka bir davada delil olarak kullanılamaz. Bu kural, tarafların görüşmeleri serbestçe yürütebilmesine hizmet eder. Yine de yazılı uzlaşma raporuna olay hakkında açık bir anlatım, kabul beyanı veya geniş bir feragat ekleniyorsa imzadan önce metin dikkatle okunmalıdır. Görüşmede söylenenlerin delil olamaması ile imzalanmış raporun hukuki sonuçları farklı konulardır.[1]

Tekliften sonra dosyayı nasıl değerlendirmeli?

İlk olarak suçun kapsama girip girmediğini belirlemek gerekir. İsnat hangi kanun maddesine ve fıkraya dayanıyor? Aynı olayla ilgili başka bir suç ileri sürülmüş mü? Birden fazla mağdur veya fail var mı? Sonra şikâyetin içeriğine ve varsa zarar kalemlerine bakılmalıdır. “Uzlaşalım mı?” sorusunu bunlardan önce sormak yanıltıcı olabilir. Kapsam dışında bir suç, yanlış kişiye yöneltilmiş talep veya eksik tanımlanmış bir olay söz konusuysa konuşulan şartlar beklenen hukuki sonucu doğurmayabilir.

Ardından olayın zaman çizelgesini ve delilleri gözden geçirin. Şüpheli açısından savunmasını destekleyen mesajlar, kayıtlar ve tanıklar; mağdur açısından zarar belgeleri ve olayın etkisini ortaya koyan bilgiler önem taşıyabilir. Belgeleri rastgele üçüncü kişilere dağıtmak yerine resmî dosya ve hukuki danışma çerçevesinde ele almak daha güvenlidir. Uzlaşmanın olası yararını düşünürken yalnızca görüşmenin ne kadar çabuk biteceğine bakmayın. Anlaşmanın hangi olayı ve talepleri kapsadığını, üstlenilecek edimin gerçekçi olup olmadığını ve yerine getirilmemesi hâlinde ne olacağını da değerlendirin.

Dosyadaki hukuki sıfatınızı da açıklığa kavuşturun. Şikâyetçi olduğunu düşünen herkes kendiliğinden uzlaştırmanın tarafı olmaz; bir suçtan zarar gördüğünü söyleyen kişi ile kanunun o suç için öngördüğü mağdur kavramı her olayda örtüşmeyebilir. Buna karşılık bir şirket veya başka bir özel hukuk tüzel kişisi de şartlar gerçekleştiğinde suçtan zarar gören sıfatıyla sürece katılabilir. Teklifin kimin adına yapıldığı, kimin imzaya yetkili olduğu ve temsil belgesinin yeterliliği, özellikle birden fazla kişi veya kurumun bulunduğu dosyalarda baştan netleştirilmelidir.[1]

Şüpheli açısından hangi sorular önemlidir?

Şüpheli, kendisine tam olarak hangi fiilin isnat edildiğini ve o fiille ilgili delillerin durumunu öğrenerek başlamalıdır. Teklifi kabul etmek ikrar sayılmaz; ancak bu, şartları düşünmeden bir ödeme yükümlülüğü üstlenmenin risksiz olduğu anlamına gelmez. Tutar, ödeme tarihi, taksitlerin zamanı veya başka bir edim açık biçimde yazılmalı ve kişinin gerçekten yerine getirebileceği ölçüde olmalıdır. Aynı olayla bağlantılı birden fazla şikâyetçi varsa, bir kişiyle yapılan uzlaşmanın diğerleri bakımından sonuç doğurup doğurmayacağı da ayrıca incelenmelidir.[1][2]

Uzlaşma sağlanınca dosyanın hemen kapanacağı düşünülebilir; sonuç, edimin ne zaman yerine getirileceğine bağlıdır. Soruşturma aşamasında edim bir defada yerine getirilirse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. İfa ileri tarihe bırakılmış, taksitlendirilmiş veya sürekli hâle getirilmişse kamu davasının açılması ertelenir ve edimin yerine getirilmesi izlenir. Taahhüt yerine getirilmezse kamu davası açılır. Dolayısıyla ödeme gücünü hesaplarken ceza dosyasının bu süre içinde hangi aşamada kalacağını da anlamak gerekir.[1]

Mağdur veya suçtan zarar gören açısından hangi sorular önemlidir?

Mağdur önce hangi zararın nasıl giderilmesini istediğini düşünmelidir. Maddi zarar için ödeme, bir şeyin onarılması, özür veya başka bir uygun edim aynı ihtiyacı karşılamaz. Zararın miktarı ve kaynağı henüz bilinmiyorsa “bütün zararlarım karşılandı” gibi geniş bir ifade özellikle dikkat gerektirir. Görüşmeye katılmak haklardan vazgeçmek değildir; nihai uzlaşmanın ise tazminat hakkı bakımından sonuçları vardır. Bu yüzden teklif aşamasında gösterilen özen, imzalanacak anlaşmanın kapsamını okurken de sürdürülmelidir.[1][2]

Bir edimin raporda yazılı olmasıyla gerçekten yerine getirilmesi ayrı şeylerdir. Ödeme öngörülüyorsa tutar, para birimi, tarih, yöntem ve kime yapılacağı açıkça belirtilmelidir. Onarım veya başka bir davranış söz konusuysa yapılacak işin kapsamı ile tamamlandığının nasıl anlaşılacağı belirlenmelidir. Kişinin “Şikâyetten vazgeçiyorum” demesi, kanundaki uzlaşma raporunun hazırlanıp dosyada sonuç doğurmasıyla aynı değildir. Mağdur, uzlaşmanın hangi olay ve zararları kapsadığını, kapsam dışında kalabilecek hususlar bulunup bulunmadığını ayrıca değerlendirmelidir.

Uzlaşmada yalnızca para mı konuşulur?

Hayır. Taraflar zararın giderilmesi veya eşyanın eski hâle getirilmesi üzerinde anlaşabilecekleri gibi belirli bir hizmet, özür ya da başka bir edim de kararlaştırabilir; hiçbir edim üstlenmeden uzlaşmaları da mümkündür. Adalet Bakanlığı’nın açıklamasında bu seçeneklere örnek verilir. Önemli olan, tarafların neyi kabul ettiklerini bilmeleri ve kararlaştırılan şartın açık ve hukuka uygun olmasıdır. Uzlaştırmacının raporu, uzlaşmanın nasıl gerçekleştiğini ayrıntılı biçimde göstermelidir. Savcı da tarafların özgür iradesini ve edimin hukuka uygunluğunu denetler.[1][2]

Belirsiz bir vaat, sonradan yeni bir uyuşmazlığa dönüşebilir. “Zararı ödeyecek”, “bir daha yapmayacak” veya “gerekeni yapacak” gibi ifadeler tek başına neyin beklendiğini göstermeyebilir. Mümkünse edimin içeriği, süresi ve nasıl yerine getirileceği raporda somut olarak yazılmalıdır. Öte yandan bir şartın rapora girmiş olması onu kendiliğinden geçerli kılmaz: Tarafların yapamayacağı bir işi gerektiriyorsa, üçüncü kişilerin haklarını zedeliyorsa veya kanuna aykırıysa ayrıca sorun çıkarır. Telefonda konuşulan genel niyet ile imzalanacak hukuki metni bu yüzden ayrı değerlendirmek gerekir.

Uzlaşma raporu imzalanmadan önce neye bakmalı?

Önce rapordaki taraf ve dosya bilgilerine bakılmalı. Hangi olay tarihini ve hangi suç isnadını kapsadığı, kararlaştırılan edimin tam olarak ne olduğu, ne zaman yerine getirileceği ve yerine getirildiğinin nasıl anlaşılacağı açık olmalıdır. Ayrı bir yazılı anlaşma hazırlanmışsa raporla çelişip çelişmediği de kontrol edilmeli. Özellikle “tüm zararlar”, “başka talebim yoktur” veya “süresiz yükümlülük” gibi geniş ifadelerin gerçekten istenen sonucu anlatıp anlatmadığı üzerinde durmak gerekir. Metindeki bir cümle anlaşılmıyorsa imzadan önce açıklama istenmelidir; sonradan yalnız sözlü görüşmenin hatırlanmasına güvenilmemelidir.

Anlaşmanın hukuki etkisi, pazarlığın hangi tonda geçtiğinden çok dosyaya giren metne bağlıdır. Tarafların görüşme sırasında kendi notlarını tutması, ödeme dekontunu veya teslim belgesini saklaması ve raporun bir örneğini istemesi bu nedenle yararlı olabilir. Bu belgeler kanunda öngörülen savcılık denetiminin yerini almaz; ileride neyin kararlaştırıldığını ve neyin yerine getirildiğini göstermeye yardımcı olur. Şüpheli edimini yerine getirmezse uzlaşma raporu veya belgesi, kanunun atıf yaptığı anlamda ilam niteliğinde belge sayılabilir.[1]

Anlaşma sağlanırsa soruşturma nasıl sonuçlanır?

Soruşturma aşamasında uzlaşma sağlanır ve şüpheli edimini bir defada yerine getirirse kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Bu karar, uzlaştırmacıyla yapılan telefon görüşmesinin hemen ardından kendiliğinden ortaya çıkmaz; usulüne uygun raporun dosyaya girmesi ve savcılığın işlem yapması gerekir. Edim ileri tarihe bırakılmışsa, taksitlendirilmişse veya süreklilik gösteriyorsa kamu davasının açılması ertelenir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Şüpheli uzlaşmanın gereklerini yerine getirmezse kanunda belirtilen koşullarla kamu davası açılır.[1]

Bu aşamalar yüzünden “uzlaştık” demek ile “edim yerine getirildi, dosyada son karar verildi” demek aynı şey değildir. Hem şüpheli hem mağdur, uzlaşmanın ve ifanın hangi aşamada olduğunu, ardından hangi kararın verildiğini dosyadaki belgelerden takip etmelidir. Uzlaştırma giderlerini kimin karşılayacağı konusunda da otomatik bir varsayım yapılmamalıdır: Kanuna göre uzlaşma gerçekleşirse uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri Devlet Hazinesi tarafından karşılanır. Uzlaşma sonucunda verilecek kararlara karşı kanunda öngörülen başvuru yolları saklıdır.[1]

Dava açılmışsa uzlaştırma yine gündeme gelebilir mi?

Evet. Kamu davası açıldıktan sonra yargılanan suçun uzlaşma kapsamında olduğu anlaşılırsa mahkeme dosyayı uzlaştırma işlemleri için büroya gönderir. Burada da yalnız görüşmeye başlanması ile uzlaşmanın gerçekleşmesi farklı aşamalardır. Taraflar anlaşır ve sanık edimini bir defada yerine getirirse mahkeme davanın düşmesine karar verir. Edimin ifası ileri tarihe bırakılmışsa, takside bağlanmışsa veya süreklilik gösteriyorsa durma kararı verilir; yükümlülük yerine getirilmezse yargılama kaldığı yerden devam eder.[1]

Soruşturma sonunda verilen “kovuşturmaya yer olmadığı” kararı ile açılmış davadaki “düşme” kararı aynı değildir. Taksitli veya ileri tarihli bir edimde ise sonuç, önce ifanın izlenmesine bağlıdır. Dosyanın hangi evrede olduğunu bilmeden “uzlaşma dosyayı kapatır” demek bu yüzden eksik kalır. Taraflar, savcılığın veya mahkemenin son kararını, kararın tarihini ve hangi suç ile kişileri kapsadığını dosyadan görmelidir.

Uzlaşma tazminat hakkını nasıl etkiler?

Nihai uzlaşma, tazminat hakkı bakımından da ciddi sonuçlar doğurur. Güncel CMK m. 253/19’a göre uzlaşma sağlandığında, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış dava için de feragat sonucu öngörülür. Anayasa Mahkemesi önceki mutlak yasağı iptal etmiş, bu istisnaları içeren hüküm daha sonra kanuna işlenmiştir. Bu yüzden rapordaki zarar tanımını yalnız kararlaştırılan edim açısından değil, sonradan gündeme gelebilecek talepler açısından da okumak gerekir. “Uzlaşınca her türlü tazminat hakkı kesin olarak biter” de “ceza uzlaşması tazminatı hiç etkilemez” de doğru bir açıklama değildir.[1][5]

Mağdurun bildiği zarar ile ancak daha sonra öğrenebileceği zarar arasındaki ayrım özellikle bedensel zarar veya etkisi zamanla belirginleşen olaylarda önem kazanabilir. Şüpheli de imzaladığı metnin hangi talepleri kapsadığını açıkça bilmelidir. Belirli bir talebin kanundaki istisnaya girip girmediği, zararın uzlaşma anında tespit edilip edilemeyeceği ve metnin kapsamı somut dosyada ayrıca incelenir. Belirsizlik varsa bunu geniş bir “genel feragat” cümlesiyle geçiştirmek, iki taraf için de gerçekte var olmayan bir kesinlik duygusu yaratabilir.

Birden fazla mağdur veya şüpheli varsa ne değişir?

Bir suç birden fazla kişinin mağduriyetine ya da zarar görmesine yol açmışsa uzlaştırma için mağdur veya suçtan zarar görenlerin tamamının kabulü gerekir. Birden fazla failin bulunduğu suçta ise uzlaşmadan yalnız uzlaşan kişi yararlanır. İlk kural, mağdur veya suçtan zarar görenlerin birlikte kabulüne; ikincisi, her fail bakımından doğacak sonucun kişiselliğine ilişkindir. Bu nedenle tek bir kişiyle varılan anlaşmadan hareketle bütün dosyanın sonuçlandığı varsayılmamalıdır.[1]

Raporda dosyanın kaç kişiyi ve kaç fiili kapsadığı açıkça görülmelidir. Aynı olayla bağlantılı ayrı suç isnatları veya farklı mağdurlar varsa her biri yönünden uzlaştırmanın kapsamı ayrıca değerlendirilebilir. Tarafların kendi aralarında yaptığı genel bir görüşme, kanunun birden fazla mağdur için aradığı kabul şartını kendiliğinden karşılamaz. Önceki bir anlaşmanın başka bir şüpheliye ya da mağdura da etki edeceğini varsaymadan, dosyada onlar hakkında verilen kararlara bakmak gerekir.

Görüşmeler sonuçsuz kalırsa ne olur?

Taraflar ortak bir şart üzerinde anlaşamazsa uzlaştırmacı sonucu raporlar; ceza dosyası ilgili makam önünde devam eder. Kanun, sonuçsuz kalan uzlaştırmanın ardından yeniden uzlaştırma yoluna gidilemeyeceğini düzenler. Dolayısıyla aynı uyuşmazlıkta her yeni önerinin süreci baştan başlatacağı düşünülmemelidir. Sonuçsuz görüşmelerde yapılan açıklamalar delil olarak kullanılamaz. Buna karşılık daha önce dosyada bulunan ve görüşmelerden bağımsız olarak elde edilmiş deliller geçerliliğini sırf uzlaştırma sonuçsuz kaldı diye yitirmez.[1]

Uzlaştırmanın başarısız olması, mağdurun haklılığını veya şüphelinin suçluluğunu kanıtlamaz. Taraflar zarar miktarında, edimin türünde ya da yerine getirilme zamanında uzlaşamamış olabilir. Soruşturma veya kovuşturma bundan sonra kendi delilleri ve usul kuralları içinde değerlendirilir. Teklifin reddinden ya da görüşmelerin sonuçsuz kalmasından sonra dosyaya ilişkin tebligatları ve başvuru sürelerini ayrıca izlemek gerekir. Uzlaştırma görüşmesinin bitmesi, diğer bütün süreleri kendiliğinden durdurmaz.

Kısa bir örnek: Aynı teklif, üç farklı sonuç

Bir taksirle yaralama dosyasında mağdurun belgelenmiş tedavi ve ulaşım giderlerini bildirdiğini düşünelim. Şüpheli uzlaştırma teklifini kabul ederek bu giderleri görüşmek isteyebilir; bu ilk cevap suçu kabul ettiği veya istenen tutarı ödemeyi üstlendiği anlamına gelmez. Görüşme sırasında taraflar tutarı ve ödeme zamanını konuşabilir, para yerine başka bir hukuka uygun edimi de değerlendirebilir. Ortak bir şartta anlaşamazlarsa uzlaştırma sonuçsuz kalır ve dosya genel süreçte ilerler. Bu örneğin amacı bir uzlaşma bedeli önermek değil, kararların süreç içinde hangi noktada verildiğini göstermektir.[1][2]

Taraflar ödeme üzerinde anlaşır ve şüpheli edimini bir defada yerine getirirse soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Ödeme taksitlere bağlanırsa kamu davasının açılması ertelenir; bu kez ifanın takip edilmesi ve yerine getirilmemesi ihtimali gündeme gelir. Mağdurun olay nedeniyle bildiği zararlarla ancak uzlaşmadan sonra ortaya çıkan veya uzlaşma anında tespit edilemeyen zararlar da aynı şekilde ele alınamaz. Bu örnekte yalnız tutara bakarak karar vermek yeterli olmaz; dosyanın evresi, raporda yazanlar ve edimin ne zaman yerine getirileceği birlikte okunmalıdır.[1]

En sık sorulan kısa sorular

Uzlaştırmacı aradı diye kabul etmek zorunda mıyım? Hayır. Usulüne uygun teklifi reddedebilirsiniz; böyle bir tekliften sonra yedi gün içinde cevap vermezseniz de ret sonucu doğar. Yine de karar vermeden önce hangi dosya hakkında arandığınızı, ret hâlinde sürecin nasıl ilerleyeceğini ve diğer hukuki yolların durumunu öğrenmek yerinde olur.[1]

Görüşmeyi kabul edersem şikâyetimden veya savunmamdan vazgeçmiş olur muyum? Hayır. Bakanlığın açıklaması, görüşmeye açık olmayı haklardan vazgeçme veya suçu kabul etme olarak görmüyor. Şartlarda anlaşılıp nihai uzlaşma raporu düzenlenirse bunun doğuracağı sonuçları ayrıca değerlendirmek gerekir.[2]

Uzlaşmak için mutlaka para ödenir mi? Hayır. Taraflar hukuka uygun başka bir edim üzerinde anlaşabilir, hatta edimsiz uzlaşabilir. Hangi yol seçilirse seçilsin her iki tarafın özgür iradesi ve anlaşmanın neyi kapsadığının açık olması önemlidir.[1][2]

İnternette hakaretin uzlaştırmaya tabi olduğunu okudum; doğru mu? Güncel CMK’ya göre TCK m. 125 kapsamındaki hakaret uzlaştırma dışında. 7571 sayılı Kanun’la eklenen CMK geçici m. 8 uyarınca, 25 Aralık 2025’te soruşturma veya kovuşturma evresinde bulunup o tarihte uzlaşması sağlanmış dosyalara CMK m. 253/3 ile TCK m. 75/6 değişiklikleri uygulanmaz; bu dosyalar CMK m. 253/3’ün eski hükmüne göre sonuçlandırılır. Hakaret bakımından önödeme hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı da kendi koşulları içinde incelenmelidir.[1][3][4]

Uzlaştırma kabul edilince dosyadaki deliller toplanmayı bırakır mı? Hayır. Kanuna göre uzlaşma teklifinin yapılması veya teklifin kabulü, soruşturma konusu suçla ilgili delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin uygulanmasına engel değildir. Dosyanın delil yönü bu sırada da önemini korur.[1]

Karar vermeden önce

Uzlaştırma teklifine cevap vermeden önce şu sırayla ilerlemek yararlı olabilir: Arayan kişinin görevlendirmesini ve dosyayı doğrulayın; isnat edilen suçun uzlaştırma kapsamında olup olmadığını öğrenin; usulüne uygun tekliften sonraki yedi günlük cevap süresini takip edin. Ardından görüşmeyi kabul etmekle nihai anlaşma yapmayı birbirinden ayırın. İmza öncesinde edimin içeriğini, yerine getirilme tarihini ve tazminat hakkına etkisini okuyun. Bu adımlar her dosyada aynı kararı gerektirmez, ancak eksik bilgiyle hareket etme riskini azaltır. Şüpheli için soruşturma aşamasındaki savunma hakları, mağdur veya şikâyetçi için müşteki ve suçtan zarar görenin usul hakları da değerlendirmeye dahildir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut dosyanızdaki teklifin ve imzalayacağınız uzlaşma metninin yerini tutmaz. Mazlum KANTARCİ Hukuk Bürosu ile görüşmek isterseniz randevu sayfasını kullanabilirsiniz. Randevu talebi büro tarafından teyit edildiğinde kesinleşir. Form dosya veya belge gönderme kanalı değildir; belgeleri büroya elden ulaştırın. Süreye bağlı bir işlem için yalnızca formdan gelecek yanıtı beklemeyin.

Kaynaklar

1. Adalet Bakanlığı Alternatif Çözümler Daire Başkanlığı, güncel Ceza Muhakemesi Kanunu metni, özellikle m. 253–255 ve geçici m. 8 (28 Eylül 2026 erişimi).

2. Adalet Bakanlığı Alternatif Çözümler Daire Başkanlığı, Uzlaştırma hakkında sıkça sorulan sorular (28 Eylül 2026 erişimi).

3. Adalet Bakanlığı Alternatif Çözümler Daire Başkanlığı, güncel Türk Ceza Kanunu metni, m. 75 ve 125 (28 Eylül 2026 erişimi).

4. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 7571 sayılı Kanun kabul metni, özellikle m. 16, 24 ve 26 (28 Eylül 2026 erişimi).

5. Anayasa Mahkemesi, 26 Temmuz 2023 tarihli, E. 2023/43, K. 2023/141 sayılı karar, uzlaşma ve tazminat hakkı (28 Eylül 2026 erişimi).

6. Adalet Bakanlığı Alternatif Çözümler Daire Başkanlığı, Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği, yalnız m. 29/7’deki telefonla çağrı ve teklif ayrımı için; cevap süresinde güncel CMK m. 253/4 esas alınmıştır (28 Eylül 2026 erişimi).