İnfaz aşamasında denetimli serbestlik: yükümlülük, mazeret ve ihlal değerlendirmesi
Bu yazıda
Ceza infaz kurumundan denetimli serbestlik kararıyla çıktığınızda elinizde birkaç belge olabilir; asıl güçlük, bundan sonra ne yapacağınızı bilmektir. Müdürlüğe hangi gün başvuracaksınız? İmza günü veya kamu yararına çalışma saati işinizle çakışırsa nasıl hareket edeceksiniz? Hastaneye yatmanız hâlinde kime haber vereceksiniz? Tek bir gecikme, cezaevine dönüş anlamına mı gelir? Bu soruların yanıtı, infazın dışarıda hangi koşullarla süreceğini ve bir sorun çıktığında ne yapmanız gerektiğini belirler.
Önce hangi durumdan söz ettiğimizi netleştirelim: Kesinleşmiş hapis cezası, belirli koşullar altında ceza infaz kurumu dışında ve denetim altında infaz edilir. Ceza ortadan kalkmaz; kişi beraat etmiş veya koşulsuz tahliye edilmiş sayılmaz. Hangi müdürlüğe ne zaman başvurmanız gerektiğini, size hangi yükümlülüklerin verildiğini ve bunlarda değişiklik yapılıp yapılmadığını yazılı kararlardan izleyin. İnternette okuduğunuz genel bilgiye göre hareket etmeden önce kendi suç tarihinize, müddetnamenize, infaz hâkimi kararına ve denetim planınıza bakmanız gerekir.[1][4]
Hangi denetimli serbestlikten söz ediyoruz?
‘Denetimli serbestlik’ sözü farklı hukuki süreçlerde geçer. Ceza Muhakemesi Kanunu'ndaki adli kontrol, soruşturma veya kovuşturma devam ederken uygulanan bir koruma tedbiridir. Burada ele aldığımız infaz aşamasında ise kesinleşmiş mahkûmiyetin nasıl yerine getirileceği belirlenir. Her iki durumda da müdürlüğe başvurma veya belirli bir yerde bulunma yükümlülüğü görülebilir. Ama aynı sözcüklerin kullanılması, dayanak kanun maddesinin veya yükümlülüğe uyulmamasının sonuçlarının aynı olduğu anlamına gelmez. Tutuklama ve adli kontrol arasındaki farkı ele alan inceleme, bu ayrımı görmek için ayrıca okunabilir.[1][6]
Bu yazı, 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesine göre cezanın koşullu salıverilme tarihine kadar denetimli serbestlik tedbiriyle infazını ele alıyor. TCK 191 kapsamındaki tedavi ve denetim, hükmün açıklanmasının geri bırakılması sırasında getirilen yükümlülükler ve 5275 sayılı Kanun’un 110. maddesindeki özel infaz usulleri ayrı düzenlemelere tabidir. Bu nedenle elinizdeki kararda hangi kanun maddesinin yazdığını kontrol edin. Yalnızca ‘denetimli serbestlikteyim’ demek, hangi başvuru süresine veya itiraz yoluna tabi olduğunuzu göstermez; başka bir rejimin kuralını uygulamak hak kaybına yol açabilir.[1][6]
Denetimli serbestlikle infaza kim, nasıl geçebilir?
Genel kurala göre açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan, iyi hâlli olan ve koşullu salıverilmesine bir yıl ya da daha az süre kalan hükümlü bu usulden yararlanmayı isteyebilir. Kurum idaresi bir değerlendirme raporu hazırlar; infaz hâkimi raporu dikkate alarak karar verir. Bu yüzden yalnızca talepte bulunmuş olmak, kurumdan çıkma hakkının doğduğu anlamına gelmez. Açık kuruma ayrılma hakkı bulunduğu hâlde kendi kusuru dışında ayrılamayan hükümlüler için de kanunda özel bir imkân vardır. Bu imkânın uygulanıp uygulanmayacağı, kişinin durumuna ve dosyadaki şartlara bakılarak belirlenir.[1]
Kanunda bazı hükümlüler için farklı süreler öngörülmüştür: Sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan kadın hükümlüler bakımından koşullu salıverilmeye iki yıl veya daha az süre kalması; ağır hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyen hükümlüler bakımından ise üç yıl veya daha az süre kalması değerlendirilir. İkinci grupta durum, Adlî Tıp Kurumundan alınan raporla veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanenin sağlık kurulunca verilen ve Adlî Tıp Kurumunca onaylanan raporla belgelenmelidir. Bu raporlardan birinin bulunması da tek başına tahliye kararı anlamına gelmez. Çocuğu olan her kadın hükümlü veya herhangi bir sağlık raporu bulunan herkes otomatik olarak tahliye edilmez; diğer koşullar ve geçiş hükümleri kişinin dosyasında ayrıca incelenir.[1]
Buradaki ‘bir yıl’, mahkûmiyet hükmünde yazan toplam hapis cezasını anlatmaz; koşullu salıverilme tarihine kalan süreyi anlatır. Bu tarihi bulmak da her dosyada cezayı ikiye bölmek kadar basit değildir. Suçun türü ve işlendiği tarih, tekerrür durumu, mahsup, birden fazla ilam, iyi hâl değerlendirmesi ve geçiş hükümleri hesabı değiştirebilir. Bu nedenle hangi tarihin esas alındığını, müddetname ve diğer infaz belgeleri üzerinden kontrol edin. Tarih veya mahsup hesabında hata olabileceğini düşünüyorsanız, müddetnameye itiraz hakkındaki incelemeye de bakın.[1]
2025’te eklenen kurumda kalma şartı herkese uygulanır mı?
Hayır. 4 Haziran 2025’te yürürlüğe giren değişiklik, 105/A maddesinin genel uygulamasına bir kurumda kalma şartı ekledi: Hükümlü, koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini ve her hâlde en az beş gününü kurumda geçirmelidir. Aynı değişikliğe bağlı geçiş hükmü ise bu yeni şartın yürürlük tarihinden önce işlenen suçlara uygulanmayacağını düzenler. Bu yüzden yalnızca infaz hâkimi kararının veya kurumdan ayrılmanın tarihine bakarak ‘onda bir’ şartı hakkında sonuca varmayın; suçun işlendiği tarihi de kontrol edin.[1][2]
Buradan ‘cezasının onda birini çeken herkes çıkar’ sonucu da çıkarılamaz. Hesap, mahkemenin verdiği toplam cezanın doğrudan onda biri üzerinden değil, koşullu salıverilmeye kadar kurumda geçirilmesi gereken süre üzerinden yapılır. İyi hâl gibi diğer şartlar, kurumun değerlendirme raporu ve infaz hâkimi kararı da geçerliliğini korur. Üstelik adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle hapse çevrilen cezanın infazında 105/A yolunun uygulanmaması gibi kanunda açık sınırlar bulunur. Dosyanızdaki belgeler ve infaz hesabı görülmeden yalnız süreye bakarak karar verilemez.[1][2]
‘Üç yıl erken’ haberleri ne anlama geliyor?
İnfazla ilgili haberlerde farklı düzenlemeler sık sık tek bir süreymiş gibi anlatılıyor. Oysa 30 Mart 2020’ye kadar işlenen bazı suçlar için geçici 6. maddede ayrı bir uygulama; 31 Temmuz 2023 ve öncesinde işlenen bazı suçlar için de geçici 10. maddede farklı bir erken geçiş düzeni bulunuyor. 25 Aralık 2025 değişikliğiyle geçici 10/6 bakımından esas alınan tarih, suçun 31 Temmuz 2023 veya öncesinde işlenmiş olmasıdır; kişinin 31 Temmuz 2023’te zaten ceza infaz kurumunda bulunması artık aranmaz. Ancak bu suç tarihi tek başına hak kazandırmaz. Kanunun kapsam dışında tuttuğu suçlar ve kurumda kalma şartları ayrıca incelenir; genel 105/A kuralı herkes için geçerli bir “üç yıllık denetimli serbestlik” kuralına dönüşmüş değildir.[1][3]
Geçici 10/6 bakımından kapalı ceza infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre de önemlidir: Toplam hapis cezası on yıldan azsa en az bir ay, on yıl veya daha fazlaysa en az üç ay kapalı kurumda kalınması gerekir. Açık kuruma ayrılmaya üç yıl veya daha az süre kalması; açık kuruma geçildikten sonra denetimli serbestliğe ayrılmadan önce orada en az üç ay geçirilmesi de aranan koşullardandır. Bu nedenle kendi dosyanızda suç tarihini, suç maddesini ve istisnaları, toplam ceza süresini, infaz hesabını ve kurum kayıtlarını birlikte kontrol edin. Aynı süreli cezayı alan iki kişinin açık kuruma veya denetimli serbestliğe geçiş tarihi farklı olabilir. Bundan sonraki başvuru ve ihlal açıklamaları, kişi hakkında gerçekten 105/A kararı verilmiş olması hâli içindir.[1][3]
Kurumdan ayrıldıktan sonra ilk beş gün
105/A kapsamında kurumdan ayrıldıysanız, çıkarken belirttiğiniz denetimli serbestlik müdürlüğüne beş gün içinde başvurmanız gerekir. Yönetmeliğe göre süre, kurumdan ayrıldığınız günü izleyen gün işlemeye başlar; son gün resmî tatile rastlarsa takip eden ilk iş gününün sonunda biter. Kimliğinizi yanınıza alın ve kurumun verdiği evrakta hangi müdürlüğün yazdığını önceden kontrol edin. Müdürlüğün sizi ayrıca aramasını beklemeyin: Telefon gelmemesi, kanunda öngörülen ilk başvuru yükümlülüğünü veya süreyi ortadan kaldırmaz.[1][4]
Beşinci günü kaçırdıysanız altıncı ve yedinci günleri kendiliğinden tanınmış bir ek süre saymayın. Yönetmelik, bu günlerde mazeret bildirerek başvuran kişinin açıklamasının ve belgelerinin kayda alınıp infaz hâkimine gönderilmesine ilişkin bir usul düzenler; mazeretin kabul edileceğini önceden söylemez. Kanun ayrıca beş günlük sürenin bitiminden sonra iki gün daha geçtiği hâlde başvurmamanın TCK 292 ve 293 kapsamında sonuç doğurabileceğini öngörür. Başvurmayı engelleyen bir durum varsa öğrenir öğrenmez müdürlüğe ulaşın, mazereti belgeleyin ve başvurunuzun kayda alındığını doğrulayın.[1][4]
Başvuru ile denetim planı aynı şey değildir
İlk başvuru, denetim altındaki infaz sürecini başlatır; daha sonra hangi gün ve saatte ne yapacağınızı tek başına göstermez. Müdürlük risk ve ihtiyaç değerlendirmesini yapar, uygulanacak yükümlülükleri ve bunların takvimini belirler. Denetim planının bir örneğini alın; görüşme tarihlerini, size nasıl bildirim yapılacağını ve hangi birimle görüşeceğinizi öğrenin. Başka birinin haftada bir imza atıyor olması, sizin planınızın da öyle olacağı anlamına gelmez. İnfaz hâkiminin kararı, müdürlüğün hazırladığı program ve size yapılan bildirim birlikte değerlendirilmelidir.[1][4]
Müdürlüğe ilk kez başvurmuş olmanız, sonraki çağrıları veya program ve plan değişikliklerini takip etme yükümlülüğünüzü bitirmez. Görev size sözlü olarak iletilmişse tarih ve yerin yazılı planla uyuşup uyuşmadığını sorun. Planın yazılı örneğiyle bildirim kayıtlarını birlikte kontrol ederek o gün nerede bulunmanız gerektiğini netleştirin. Tereddüdünüz varsa ilgili vaka sorumlusuna yazılı başvurun; böylece hem sorunu zamanında bildirmiş hem de hangi bilginin size ne zaman verildiğini gösteren bir kayıt oluşturmuş olursunuz.[4]
Denetim planı sonradan değişebilir mi?
Evet. İlk görüşmede belirlenen plan, çalışma saatleriniz, sağlık durumunuz, eğitim programınız veya risk ve ihtiyaç değerlendirmenizdeki değişiklikler nedeniyle yeniden düzenlenebilir. Kanun, yükümlülüklerin müdürlükçe belirlenmesine ve gerektiğinde değiştirilmesine izin verir. Ancak bu, kendinize yeni bir takvim belirleyip eski plana uymayı bırakabileceğiniz anlamına gelmez. Bir değişiklik talep ettiğinizde başvuru tarihi ile yeni planın kabul ve bildirim tarihini ayrı ayrı izleyin; arada hangi yükümlülüklerin geçerli olduğunu müdürlükten öğrenin.[1][4]
Müdürlük önce bir programa katılmanızı, daha sonra farklı bir programa veya görüşme takvimine uymanızı istemiş olabilir. Böyle bir durumda her yükümlülüğün ne zaman başladığını ve öncekinin ne zaman sona erdiğini öğrenin. Yalnız eski plana bakıp yeni çağrıyı kaçırmak sorun yaratabilir. Tersine, size henüz bildirilmeyen bir değişikliğin hangi tarihte hüküm doğurduğu da dosyadaki bildirim kayıtlarıyla değerlendirilmelidir. Güncel planı, değişiklik kararını ve bildirim tarihini birlikte saklarsanız, sonradan ‘O gün ne yapmam gerekiyordu?’ sorusunu belgelere dayanarak yanıtlayabilirsiniz.
Hangi yükümlülükler verilebilir?
Kanun; kamuya yararlı bir işte ücretsiz çalıştırma, belirli bir konutta veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurma, belirli yerlere gitmeme ve belirlenen programlara katılma yükümlülüklerini sayar. 105/A uygulamasında kamuya yararlı ücretsiz çalışma kural olarak her hükümlü için belirlenir. Bununla birlikte yönetmelik, belgelenmiş çalışma, örgün eğitim veya sağlık durumunda kaldırma istemini ve bazı kişiler için uygulanmama hâllerini düzenler. Müdürlük diğer yükümlülükleri hükümlünün risk ve ihtiyaçlarına göre belirler, gerektiğinde değiştirir. Tedavi ve rehabilitasyon gerektiren bazı dosyalarda, özellikle TCK 191 mahkûmiyetinde, ayrıca özel bir yükümlülük söz konusu olabilir. Bu nedenle denetimli serbestliği yalnızca “imza atmak” sanmayın; kendi planınızdaki görevleri tek tek kontrol edin.[1][4]
Kamuya yararlı iş yükümlülüğünü, mahkemenin TCK 50 uyarınca hükmettiği seçenek yaptırımla karıştırmayın. Burada, kesinleşmiş hapis cezası infaz edilirken müdürlüğün belirlediği bir yükümlülük söz konusudur. İşin yapılacağı yer, gün ve saat belirlenirken ücretli çalışmanız, eğitiminiz, ailevi yükümlülükleriniz veya sağlık durumunuz önem taşıyabilir; bunları belgeleriyle bildirin. Çalışıyor veya öğrenci olmanız, yükümlülüğün kendiliğinden kalktığı anlamına gelmez. Değişiklik talebiniz sonuçlanana kadar hangi planın yürürlükte olduğunu müdürlükten teyit edin.[1][4]
Yönetmelik, belgelenmiş bir sağlık engeli, örgün eğitim veya çalışma hâlinde kamuya yararlı işin yalnız saatinin değiştirilmesini değil, yükümlülüğün kaldırılmasını istemeyi ve gerekli durumlarda uygulamaya ara verilmesini de düzenler. Ancak başvuru yapılması, görevi kendiliğinizden bırakabileceğiniz anlamına gelmez; belgeleri sunmanız ve müdürlükle komisyonun değerlendirmesini beklemeniz gerekir. Bazı yaş, çocuk bakımı ve sağlık durumlarında bu yükümlülüğün uygulanmamasına ilişkin ayrıca hükümler vardır. Hangisinin sizin durumunuza uyduğu, güncel planınız ve dayanak belgelerle birlikte değerlendirilir.[4]
Herkes imza verir veya elektronik kelepçe takar mı?
Hayır. Kanunda birden çok yükümlülük türü vardır; bunların nasıl yerine getirileceği dosyanıza göre belirlenir. Elektronik izleme, her denetimli serbestlik kararında zorunlu olarak kullanılan bir yöntem değildir. Sizin için uygulanıyorsa cihazın kullanımı, nerede bulunmanız gerektiği ve ne zaman, kime bildirim yapacağınız hakkındaki talimatları öğrenin. Uygulanmıyorsa da ‘Konumum zaten izleniyor’ veya ‘Beni hiç kimse kontrol etmeyecek’ düşüncesiyle hareket etmeyin. Esas alınacak bilgiler, size bildirilen yükümlülüğün yeri, süresi ve uygulama biçimidir.[1][4]
İnternette başkasının yaşadıklarını okurken de bu farkı aklınızda tutun. ‘Ben her pazartesi karakola gidiyorum’ diyen kişi başka tür bir kararın, farklı bir müdürlük planının veya infaz aşamasıyla ilgisi olmayan bir adli kontrol tedbirinin gereğini yerine getiriyor olabilir. Kendi kararınızda yazmayan bir imza yükümlülüğü olduğunu varsaymayın; yazan bir programı da ‘Herkes sadece imza veriyor’ diye aksatmayın. Emin değilseniz bir başkasının anlattığı uygulamayı esas almak yerine kendi planınızdaki ilgili satırı ve bu satırın dayandığı kararı müdürlüğe sorun.
İş, okul ve aile düzeni plana nasıl yansır?
Vardiyalı çalıştığınızı ve kamu yararına çalışma gününüzün işyerindeki vardiyanızla çakıştığını düşünün. O gün göreve gitmeyip sonradan ‘Zaten çalışıyordum’ demek yerine çakışmayı önceden bildirin. Vardiya çizelgenizi, işyeri yazınızı veya durumu gösteren diğer belgeleri vaka sorumlusuna vererek uygulanabilir gün ve saatler isteyin. Müdürlük, planlama yetkisi içinde bu bilgileri değerlendirebilir; talebin kabul edildiğinden emin olana kadar geçerli yükümlülüğünüzü öğrenin. Başvurduğunuz tarihi ve müdürlüğün cevabını da saklayın.[4]
Sınav, katılmanız gereken bir ders, küçük çocuğun bakımı veya geçici bir ailevi kriz de planın uygulanmasını etkileyebilir. Ancak her güçlük otomatik olarak izin ya da muafiyet doğurmaz. Hangi yükümlülükle hangi somut olayın çakıştığını vakit geçirmeden müdürlüğe bildirin; mümkünse durumu belgeleyip uygulanabilir bir alternatif isteyin. İzin veya yeni program yazılı olarak netleşinceye kadar mevcut görevin kendiliğinden kaldırıldığını düşünmeyin. Böylece siz ne yapmanız gerektiğini öğrenir, müdürlük de kararını gerçek çalışma, eğitim veya bakım koşullarınıza göre verebilir.[4]
Hastalık veya acil durum mazeret sayılır mı?
Sağlık sorunu geçerli bir mazeret oluşturabilir. Yine de yalnızca “Hastaydım” demek, hangi yükümlülüğün neden yerine getirilemediğini açıklamaz. Görüşme veya görev hangi gün ve saatteydi? Rahatsızlık o saatlerde gitmeye engel miydi? Sağlık kuruluşuna ve müdürlüğe ne zaman başvuruldu? Acil servis kaydı, yatış belgesi, istirahat raporu veya tedavi çizelgesi bu sorulara cevap verdiği ölçüde önem taşır. Belgenin üstündeki tarihle yetinmeyip kapsadığı saatleri ve ilgili yükümlülükle bağını da görmek gerekir. Gerekirse olayın saatlerini ayrıca not edin.[4]
Acil bir durumda önce sağlık ve güvenlik gelir. Durum elverdiği ilk anda vaka sorumlusuna veya müdürlüğe haber vermek, haberin ulaştığını teyit etmek ve belgeleri gecikmeden teslim etmek de gerekir. Bildirimi bir yakınınız yaptıysa ne zaman ve kime ulaştığını kaydetmek yararlı olur. Mazeretin kabul edilip edilmeyeceğine, ne kadar süreyi kapsadığına ve yükümlülüğe etkisine yetkili makam karar verir; bu konuda peşin bir sonuç varsayılamaz. Sağlık sorunu sürüyorsa tek bir gün için mazeret bildirmekle kalmayıp planın veya yükümlülüğün yeniden değerlendirilmesini isteyebilirsiniz.[4]
Şehir dışına çıkmak veya adres değiştirmek serbest mi?
Seyahat ya da taşınma, özellikle belirli bir konutta veya bölgede bulunma, bazı yerlere gitmeme ve düzenli görüşmeye katılma yükümlülüklerini etkileyebilir. İş seyahati, aile ziyareti ve hastane sevki farklı gerekçelere dayanır; her durumda önce kendi planınızın ne gerektirdiğine ve izin usulüne bakılmalıdır. Adres değişikliğini bildirmek veya dosyayı başka müdürlüğe nakletmek de yalnızca “Artık yeni yerde imza atarım” demekle tamamlanmaz. Yönetmelikte, adres ve yükümlülüklerin yerine getirileceği yer bakımından başvuru ve değerlendirme yolları düzenlenmiştir. Nakil kararını da saklayın.[4]
Haklı mazeret varsa kısa süreli izin talep edilebilir. Fakat iznin bir seferde kullanılabilecek süresi, kimin onay vereceği ve denetim boyunca kullanılabilecek toplam süre ayrıca düzenlenmiştir. “Beş gün izin hakkım var” diye müdürlüğe haber vermeden yola çıkmayın. Neden gideceğinizi, nereye gideceğinizi, gidiş ve dönüş tarihlerinizi ve seyahatin mevcut denetim planını nasıl etkileyeceğini açıkça bildirin. Özellikle konutta veya belirli bölgede bulunmanız gerekiyorsa yazılı onay alınmadan yükümlülüğün durduğunu düşünmek ciddi bir yanlış anlamaya yol açabilir.[4]
Bir kez gitmemek doğrudan cezaevine dönüş mü?
Planlanmış bir görüşmeyi veya çalışma gününü kaçırmak önemlidir; ancak tek bir aksama otomatik olarak ceza infaz kurumuna gönderilmek anlamına gelmez. Yönetmelik, yetişkinler için bir yıl içinde mazeretsiz ve kasıtlı üç ihlali “ısrar” sayar ve yazılı uyarı aşamaları öngörür. Çocuklara ilişkin eşik farklıdır. Sayının yanı sıra yükümlülüğün gerçekten bildirilmiş olması, kişinin mazereti ve ihlalin kasıtlı olup olmadığı da incelenir. Bu yüzden kayıttaki “üç” sayısına bakmakla yetinmeyip her olayın tarihini, tebligatını ve varsa uyarısını ayrı ayrı görmek gerekir.[1][4]
Çağrının hangi tarih ve saat için yapıldığı, tebligatın hangi adrese ve hangi usulle gönderildiği, adres değişikliğinin müdürlüğe bildirilip bildirilmediği, kişinin o sırada hastanede bulunup bulunmadığı ve önceki uyarıların usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği sonucu etkileyebilir. “Üç imzayı kaçırdım, dönüş kesin” demek de “İlk iki aksama önemsiz” diye düşünmek de dosyanın ayrıntılarını gözden kaçırır. İlk aksama yaşandığında bile sebebini gecikmeden anlatıp belgesini sunmak gerekir. Tekrarlanan ihlallerin kayda nasıl geçtiğini görmek için müdürlükten varsa tüm uyarı ve ihlal kayıtlarını istemek yararlı olur.[4]
Yazılı uyarı geldiğinde ne yapılmalı?
Yazılı uyarıyı “Şimdilik bir şey olmadı” diyerek bir kenara koymayın. Önce hangi yükümlülüğün hangi gün ihlal edildiğinin yazıldığına bakın. O gün geçerli olan denetim planı neydi; görüşmenin veya görevin yeri ve saati size ne zaman bildirilmişti? Bunları ilk uyarıda kontrol etmek, aynı olayın sonraki işlemlere yanlış bilgiyle taşınmasını önleyebilir. Gerekirse uyarının dayandığı belgeleri isteyin. Bir mazeretiniz varsa açıklamanızla birlikte tarihi ve durumu gösteren kayıtları zamanında sunun.[4]
Uyarıdaki bilgi yanlışsa telefonla açıklama yapmakla yetinmeyin; belgenin dosyaya girmesini isteyin. Örneğin o gün görev yerinde bulunduğunuzu gösteren imza kaydı veya aynı saatte hastanede olduğunuzu gösteren kayıt önemli olabilir. Uyarının size ne zaman tebliğ edildiği de sonraki işlemleri ve şikâyet süresini etkiler. Açıklamanızı sunduktan sonra müdürlüğün bunu nasıl değerlendirdiğini ve denetim planınızın değişip değişmediğini öğrenin. Bir dilekçe vermiş olmak, uyarının kendiliğinden dosyadan kaldırıldığı anlamına gelmez.[4]
Kuruma dönüş kararını kim verir?
105/A maddesi kuruma dönüş bakımından üç temel hâl öngörür: Kurumdan çıktıktan sonra beş gün içinde belirtilen müdürlüğe başvurmamak, yükümlülüklere veya denetim planına uymamakta ısrar etmek ve hükümlünün kendisinin kuruma dönmeyi istemesi. Bu durumlardan biri gündeme geldiğinde müdürlük işlemleri başlatır; açık ceza infaz kurumuna gönderme kararını infaz hâkimi verir. Müdürlükte düzenlenen tutanak veya komisyonun değerlendirmesi, hâkim kararıyla aynı şey değildir. Yönetmeliğe göre hâkimin kararı beklenirken denetimli serbestlikle infaz devam eder; bu arada geçerli plana uymayı sürdürmek gerekir.[1][4]
Hangi kuruma gönderme kararı verilebileceği de önem taşır. Burada sözünü ettiğimiz düzenleme, koşullu salıverilme tarihine kadar kalan cezanın açık ceza infaz kurumunda infazını öngörür. Size “kuruma döneceksiniz” denildiyse hangi kanun hükmüne dayanıldığını, müdürlüğün hangi belgeleri gönderdiğini ve infaz hâkiminin karar verip vermediğini öğrenin. Müdürlükte yapılan sözlü bir uyarıyla tebliğ edilen infaz hâkimliği kararının sonucu ve başvuru yolu aynı değildir. Belgeleri görmeden yalnızca sözlü anlatıma göre süre hesabı yapılmamalıdır.[1][4]
Yeni bir suç isnadı denetimi otomatik bitirir mi?
Hayır. Kanun, denetimli serbestlikle infaz başladıktan sonra işlendiği iddia edilen kasıtlı bir suç hakkında ayrıca hüküm kurar: Suçun kanuni ceza alt sınırı en az bir yıl hapis olmalı ve bu suç nedeniyle kamu davası açılmış olmalıdır. Bu şartlar varsa infaz hâkimi hükümlünün açık kuruma gönderilmesine karar verebilir. Kanunun “verebilir” demesi önemlidir; bir ihbar veya soruşturma tek başına kuruma dönüş kararı doğurmaz. Yeni dosyadaki iddia edilen suçun tarihi, kanuni alt sınırı ve kamu davasının açılıp açılmadığı somut olarak kontrol edilmelidir.[1]
Böyle bir değerlendirme yapılması, yeni suçtan mahkûmiyet kararı verildiği anlamına gelmez. Kanun, yeni davanın beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, ret veya düşme kararıyla sonuçlanması durumunda denetimli serbestlikle infaza devam edilmesine ilişkin karar verilmesini de düzenler. Bu nedenle yeni ceza davasıyla mevcut infaz dosyasını ayrı ayrı izlemek gerekir: Bir dosyada hangi aşamaya gelindiği, diğer dosyada hangi kararın verildiğiyle birlikte okunmalıdır. Gelen tebligatın yalnız başlığına değil, dosya numarasına ve kararın içeriğine de bakın.[1]
Mazeret veya ihlal kaydına nasıl karşı çıkılır?
Önce hangi işleme karşı çıkacağınızı belirleyin. Denetim planı mı, size yapılan çağrı mı, bir uyarı mı? Müdürlükte sözlü olarak anlatılanla dosyada yazan farklı olabilir. Hangi işlemi ne zaman öğrendiğinizi, neden yükümlülüğü yerine getiremediğinizi ve elinizde hangi belgelerin bulunduğunu açıkça yazın. Yönetmelik, müdürlük işlemlerine müdürlük nezdinde itirazı ve infaz hâkimliğine şikâyeti düzenler. İki başvuru da şikâyet usulündeki sürelere tabidir: İşlemi öğrendiğiniz günden itibaren on beş gün, her hâlde işlem tarihinden itibaren otuz gün. Başvuru yapmak işlemi kendiliğinden durdurmaz.[4]
İnfaz hâkiminin verdiği karara karşı başvuru ise ayrı bir yoldur. 1 Haziran 2024 tarihinde veya sonrasında verilen kararlar için itiraz süresi tebliğden itibaren iki haftadır; önceki tarihli kararlarda eski süreye ilişkin geçiş hükmü geçerlidir. Bu nedenle önce kararın verildiği ve size tebliğ edildiği tarihleri belirleyin; sonra karardaki kanun yolu açıklamasıyla birlikte hangi süreye tabi olduğunu kontrol edin. Süre dolmadan karar ve tebligat örnekleriyle hukuki yardım almak yararlıdır. Somut dosyada tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı ayrıca incelenmelidir.[4][5]
Geri gönderme kararı tebliğ edilirse
Bu noktada “Mazeretimi daha önce anlatmıştım” demek yeterli olmayabilir. İnfaz hâkiminin kararında hangi olayın ihlal sayıldığını, hangi uyarıların dikkate alındığını ve müdürlüğün gönderdiği belgelerin nasıl değerlendirildiğini okuyun. Hastane kaydı dosyaya verilmiş olduğu hâlde kararda hiç tartışılmamışsa veya yanlış tarih esas alınmışsa, yapılacak itirazda bunu tarih ve belgeyle göstermek gerekir. Henüz belge sunulmamışsa yalnız genel bir mazeret açıklamasıyla sonuç almak güç olabilir. Her durumda kanun yolunun kabul edileceği peşinen söylenemez.
Kanun, kuruma iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmayan hükümlüler bakımından TCK 292 ve 293 hükümlerine atıf yapar. Karara itiraz etmekle teslim yükümlülüğünü birbirinden ayrı takip edin: İtiraz süresini kaçırmayın, kanunda kuruma iade için öngörülen iki günlük teslim süresini de gözden kaçırmayın. CMK’nın genel kuralına göre itiraz, kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz; kararı veren veya itirazı inceleyen merci ayrıca geri bırakma kararı verebilir. Yalnızca itiraz dilekçesi verdiniz diye “Artık teslim olmam gerekmiyor” sonucuna varmayın.[1][5][6]
Koşullu salıverilme tarihine gelince ne olur?
Denetimli serbestlikle infazın sona ermesi, koşullu salıverilmeyle ve cezanın bütünüyle bitmesiyle aynı anlama gelmez. 105/A kapsamındaki uygulama, cezanın koşullu salıverilme tarihine kadar kurum dışında infaz edilmesidir. Hükümlü bu dönemdeki yükümlülüklerini yerine getirdiğinde müdürlük rapor hazırlar ve süreci ilgili makama iletir. Koşullu salıverilme şartları ile bu aşamadan sonraki denetim süresi ayrıca değerlendirilir. Bu yüzden takvimde denetimli serbestliğin bitiş günü geldi diye bütün infaz işlemlerinin sona erdiğini varsaymayın; dosyanızdaki kararı görerek hareket edin.[1]
Geçiş aşamasında koşullu salıverilme tarihini, verilen kararı ve varsa sonrasında uyulacak yükümlülükleri yazılı belgelerden kontrol edin. Takvimdeki bir tarih tek başına dosyadaki kaydın ve resmî kararın yerini tutmaz. Özellikle birden fazla mahkûmiyet ilamı bulunuyorsa veya infaz hesabı sonradan değişmişse “Sürem geçen ay doldu” düşüncesi yanıltıcı olabilir. Güncel müddetnameyle kararları yan yana koymak, gerçekten hangi aşamada olduğunuzu görmenin en güvenilir yoludur. Tarihler arasında fark varsa bunun nedenini dosyadan öğrenmek gerekir.[1]
Dosya incelenirken hangi belgeler işe yarar?
Dosyanızı inceletecekseniz yalnız kurumdan çıkış belgesini getirmeyin. Mahkûmiyet ilamı, güncel müddetname, 105/A kararı, çıkış ve müdürlüğe başvuru belgeleri, denetim planı, tebligatlar ve varsa yazılı uyarılar birlikte görülmelidir. Bir mazerete dayanıyorsanız hastane kayıtları, vardiya çizelgesi, okul yazısı veya ulaşımı engelleyen olaya ilişkin kayıtlar da gerekli olabilir. Belgelerin çokluğu tek başına yardımcı olmaz; hangi belgenin hangi tarihi, hangi yükümlülüğü veya hangi mazereti gösterdiğini belirtmek incelemeyi kolaylaştırır. Yakınınız sizin adınıza yardım istiyorsa belgelerin güncel nüshalarını ayırması yararlı olur.
Belgeleri tarihe göre dizin: Kurumdan ne zaman çıktınız; beş günlük müdürlüğe başvuru süreniz hangi tarihte doldu; plan veya çağrı size ne zaman bildirildi; mazeret ne zaman ortaya çıktı ve müdürlüğe ne zaman haber verdiniz? Bir karar varsa tebliğ tarihini de ekleyin. Böylece asıl hukuki soru daha açık hâle gelir: Dosyada kasıtlı ve mazeretsiz bir ihlal mi var, yoksa planın uygulanmasında ya da tebligatta bir sorun mu yaşandı? Tek cümlelik “İmzayı kaçırdım” açıklaması, bu ayrımı yapmaya yetmez.[1][4]
Son söz
İnfaz aşamasındaki denetimli serbestlikte önce iki noktayı açıklığa kavuşturmak gerekir. Kişi hangi infaz hesabıyla ve hangi karara dayanarak kurumdan ayrıldı? Ardından müdürlük ona hangi yükümlülükleri ne zaman bildirdi ve kişi bunları nasıl yerine getirdi? İlk soruda suç tarihi, müddetname ve karar; ikincisinde başvuru belgesi, denetim planı, tebligatlar ve varsa mazeret kayıtları belirleyicidir. İhlal iddiası ortaya çıkarsa bu belgeler ve tarihler infaz hâkiminin önüne zamanında, birbirleriyle ilişkisi açıklanarak konulmalıdır. Genel kurallar yön gösterir; kendi durumunuzun yanıtı dosyanızdaki belgelerdedir.
Denetimli serbestlik kararınızı, müdürlükteki planınızı veya size gönderilen ihlal bildirimini birlikte değerlendirmek istiyorsanız belgelerinizle KANTARCİ Hukuk Bürosu’nun randevu sayfasından görüşme talep edebilirsiniz. Formdan gelecek yanıtı beklerken yasal sürelerin geçmesine izin vermeyin. Dosya belgelerini elektronik ortamda göndermek yerine görüşmeye yanınızda getirin; karar ve tebligat tarihlerini de önceden not edin.
Kaynaklar
1. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, özellikle m. 105/A ve geçici m. 6, 10, 11; Adalet Bakanlığı UYAP güncel mevzuat metni. Erişim: 28 Eylül 2026.
2. 7550 sayılı Kanun, m. 13 ve 17; TBMM kabul edilmiş kanun metni. 105/A’ya eklenen kurumda kalma şartı ve geçici m. 11.
3. 7571 sayılı Kanun, m. 27; TBMM kabul edilmiş kanun metni. 5275 sayılı Kanun geçici m. 10/6 değişikliği.
4. Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği, özellikle m. 43, 44, 48, 79, 80, 81 ve 87; Adalet Bakanlığı biriminde yayımlanan yönetmelik metni. Erişim: 28 Eylül 2026.
5. 7499 sayılı Kanun, m. 37/2, m. 40 ve geçici m. 1; TBMM kabul edilmiş kanun metni. 4675 sayılı Kanun m. 6/5’teki yeni itiraz süresi ve geçiş kuralı.
6. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, özellikle m. 109 ve 269; Adalet Bakanlığı UYAP güncel mevzuat metni. Adli kontrolün ayrı rejimi ve itirazın kararı kendiliğinden durdurmaması.
